MBA OKULLARI - AYNA SAYI 1

10 (1856-1939) oyunu; çocukların sosyal olgunluğa ulaşmalarında ve kendi öz benliklerini bulmaların- da yardımcı olan bir etkinlik olarak tanımlamak- tadır. Ona göre oyun, çocuğun davranışının ve kişiliğinin bir aynasıdır (Yavuzer, 1999). Piaget’ye (1896 - 1980) göre oyun, bir uyumdur (Yavuzer, 1999). Aynı zamanda oyunu, dış dünyadan alınan uyaranları özümleme ve uyum sistemine yerleştir- me yolu olarak tanımlamıştır. Piaget bazı ölçütler üzerinde durarak çocuğun gelişimi ve eğitiminde oyun ortamını doğal bir süreç olarak görmekte- dir. Bu ölçütler şunlardır: “Oyun kendi içinde bir bütündür, doğaçlamadır, eğlenceli bir etkinliktir, belli bir sıra ve mantık gerektirmez, çatışmalardan uzak, özgür bir ortamdır, içten güdümlüdür.” Tüm diğer psikolojik fonksiyonlar gibi, oyunun orijini de sosyaldir; dil aracılığıyla girişimler yapılır, görüşülür, anlaşılır ve sosyal ortamlarda diğer insanlarla, yaşıtları ve yetişkinlerle birlikte öğrenilir. Vygotsky, oyunun bütün türlerinin hayalî unsurlar barındırdığına ve bu hayalî unsurların bulunması nedeniyle de kendi doğasına ilişkin ku- ralları bulunduğuna inanmıştır (Tüfekçioğlu, 2013). Vygotsky’ye göre oyun, çocukların oluşturduğu hayali durum içermesi, rol alma ve oynama, belli roller tarafından birtakım kuralların belirlenmesi ve bu kurallara uyma ile durumsal sınırlamalardan uzaklaşılması özelliklerine sahip olmalıdır (Diken, 201). Vygotsky’ye göre oyunun bir başka özelliği de gerçek nesneler ve eylemlerden, bu nesneler ve eylemlerin anlamlarının ayrılabiliyor olmasıdır (Tüfekçioğlu, 2013). Oynamak, bir içgüdüdür! Birçok yazar ve eğitimci Rubin, Fein ve Vanden- burg’un geliştirdiği kriterleri oyunu tanımlamak için yeterli bulmuşlardır ve uygulamada kullan- maktadırlar. Bu özellikler: Oyun içsel motivasyon ile güdülenmiştir. Çocuk- lar dıştan gelen baskılarla değil, içten gelen bir güdü ile oynarlar. Oyun, aktivite sırasında kişinin yaşadığı tatmin duygusundan kaynaklanan iç motivasyon ile güdülenir ve temel ihtiyaçlar, diğer güdüler ya da sosyal talepler tarafından yönetil- mez. Oyun, oyunu oynayanlar tarafından serbestçe seçilmiştir. Genellikle oyun, çocukları kendine ilginç oyun malzemeleri, arkadaş çağrısı ya da bir yetişkinin özendirmesi ile çeker ancak oyun oynamak ve o oyunu oynamak çocuğun kararıdır. Eğer gerektiği için ya da kendisinden istendiği için oynuyorsa, oyun sayılamaz. Oyun eğlenceli ve haz vericidir. Çocuk yaptığı işten, etkinlikten haz alır. Eğer belirli bir eğlence, haz ya da tatmin duygusu almıyorsa, çocuk açısından bu, oyun ol- maz ve çocukların bu etkinliği bir daha serbestçe seçmelerini bekleyemezsiniz. Çocukları oynar- ken gözlediğinizde, bu özellik açıkça görülür ve gözlemi de hoştur. Oyun bazen de ciddi olabilir; Oyun bir süreçtir. Oyunun bir süreç olması çocuklara çekici gelir. Oyunu oynayanlar, oyun sonunda elde edecekleri amaçlar ile değil, aktivitelerin kendisiyle ilgilenirler.

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=